Bazı Fıkralar 16 yaşından küçükler için SAKINCALIDIR.
Tesadüf
Doktor muayene saatini sonuna doğru kapıyı açıp, salonda sohbet eden bir hanımla bir
bey gördü. Buyurun ikiniz de dedi. İkisi de muayene odasına girdiler, doktor:
-Soyunun, dedi.
Adam soyunmaya başladı, biraz tereddütten sonra kadın da kızara bozara ve
sinirlenerek soyundu. Soyunmaları bittikten sonra doktor adama:
-Bayan hep böyle sinirli midir?
-Vallahi bilmem... Ben de ilk defa görüyorum kendisini.
İddia
51. piyade alayında yuzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda bütün herkes bu
yzb'dan illallah demiş. Çünkü her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı
sonunda dayanamayıp yzb. jackin tayini ni çıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61.
piyade alayına tayini çıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına
telefon ederek yüzbaşı için 'aman bu adama dikkat edin sakın kimseyle iddiaya
girmesin. Aka kara der iddiayi yinede kazanır' diye uyarıda bulunmuş.
61. piyade alay komutanı olurmu canım öyle şey diyip telefonu kapatmış. Neyse bizim
yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına geçerek komutanım ben
geldim' demiş. Alay komutanı:
- Sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanına
- a a komutanım beni hatırladınız mı, demiş
- hayır hatırlamadım
- olurmu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydınız
bende daha teğmendim.
- yok canım ben o savaşa katılmadım
- aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıçınıza şaraplen parçası
gelmişti. Kesin onun yara izide kalmıştır.
- olurmu canım sen manyakmısın ben ne o savaşa katıldım ne de kıçımda şaraplen
yarası var.
- komutanım 100$ iddiasina girerim ki sizin kıçınızda şaraplen yarası var demiş ve
100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını
göstermiş. yzb:
- ah komutanım çok özür dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı demış ve 100$
i vermiş.
61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak
- he he bu muydu her iddiayı kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandım
- sakin ona kıçımı gösterdim deme!
- nereden anladın kıçımı gösterdiğimi
- ulan senin allah belanı versin allah seni kahretsin o adam senin kıçını görmek
için bütün alayla iddiaya girmişti.
Kedi sütü iç
Çocuk peltekmiş. Öğretmeni tahtaya kaldırmış ve tahtadaki "kedi sütü
iç" yazısını okumasını istemiş. Çocuk "tedi tütü it" demiş.
Öğretmen bağırmış ve doğru söyle demiş. Çocuk yine "tedi tütü it"
demiş. Öğretmen acaip sinirlenmiş ve çocuğu dövmüş ve "doğru oku dedim sana
şunu" demiş. Çocuğun artık canına tak etmiş ve ".natını .ttimin tediti
ittene tu tütü" demiş.
Yeni Horoz
Yaşlı horoz,kümese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genç horozun yanına
yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra;
-Biliyorum der,benim günlerim artık sayılı..Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz
beni yaşatmaz..Senden,ölmeden önce son bir istekte bulunabilirmiyim.?..
Genç horoz,karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle
bakar;
- Neymiş o isteğin bakiimm?.. Yaşlı horoz,kümesin dip taraflarındaki tavuklardan
birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en çok sevdiğim tavuk..İzin ver de onu son bir kez s*keyim..
- Hayır..olmaz..
- O zaman bana son birşans ver..
- Neymiş o.?...
- Kümesin dışına çıkıp,şu ağaca kadar yarışalım.Kim kazanırsa tavuk onun
olsun..Ama ben senden iki adım önde başlıyayım.Zira ben yaşlıyım.. Genç horoz bu
teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz,ardındanda genç horoz fırlar...
Birden...GÜÜMM...diye bir silah sesi duyulur.Genç horoz kanlar içinde can verirken
Silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner;
- Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be..
Peri
3 erkek çocuğu olan bir ailenin bir de inekleri var ve ineklerini çok seviyorlar,
herşeyleri canları, ciğerleri o inek. Bir gün evin annesi ahıra gidip bakıyor ki
inek ölmüs. O da hemen orda kriz geçirip ölüyor. Sonra en büyük oğlan ahıra
gidiyor, bakıyor ki inek de anne de ölmüş buda intahar etmek için boğaz köprüsüne
gidiyor. Tam atlayacak iken bir peri kızı geliyor. Oğlana benimle beş kere birlikte
olursan hem ineği hem de annenizi diriltirim diyor. Tabii büyük oğlan hemen tamam
diyor. Gelgelelim iki diyor üç diyor dördüncü de kalıyor... 5. yi yapamayıp kendini
köprüden atıyor aşağı. Sonra ortanca oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ve
inek ölmüq. Oda gidiyor köprüye. Peri kızı yine geliyor bu sefer benimle on kez
beraber olursan inegğide annenizi de abinizi de diriltirim diyor. Oğlan bir başlıyor o
da en son 8 e kadar gelebiliyor. O da kendini atıyor köprüden. En son da küçük
oğlan geliyor ahıra bir bakiyor ki anne ölmüş bu da gidiyor köprüye. Peri kızı
geliyor yine... Bu seferde benimle 15 kere birlikte olursan 4 ünüde diriltirim diyor.
Bunun üzerine küçük oğlan 18 olmazmı diyor peri kızı olur diyor. Oğlan ya yirmi
diyor tabbii o da olur diyor peri kızı.. Oğlan bu sefer 25 de olurmu diyor.. Tamam
deyince peri kızı, oğlan gözleri parlayarak:
- Bak sonra inek gibi ölmek yok ama..
Hadım
Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi
gözetlerken yakalanmışlar. olayı öğrenen Padişah çok sinirlenerek hepsinin
mesleğine göre hadım edilmesine karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar;
-Terziyim...
-Kesin makasla,
Fransıza sormuşlar;
-Oduncuyum...
-Kesin baltayla,
Bu sırada Türk gülmekten katılıyormuş. merakla sormuşlar; -Ya neden gülüyorsun,
biraz sonra hadım olacaksın...
-ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum...
Ucuz Tedavi
Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken * Kolumun ağrısından
ölüyorum, diye arkadaşına dert yanmış. Doktora gitsem iyi olacak Arkadaşı da
* Yahu ne lüzum var demiş. İlerde köşedeki marketin çıkışında yeni bir
bilgisayarlı cihaz koydular. Üç otuz paraya bir jeton alıyorsun kasadan,atıyorsun,
yanında getirdiğin idrar örneğini açılan kapaktan içeri atıyorsun, on saniye sonra
neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri öğreniyorsun demiş. Gördüğün gibi ucuz
ve çabuk diye eklemiş.
Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve Bilgisayar
hemen yazılı olarak cevap vermiş:
* Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Tenis elbo oluşmuş. Sıcak suya koyun, ağır
işlerden kaçının, iki hafta sonra düzelecektir demiş
Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan Bilgisayarın dediğini uygularken bir yandan
da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazın nasıl aldatılabileceğini
düşünmeye başlamış. Ertesi gün olunca bir miktar çeşme suyuna köpeğinden
alınmış bir kılı koymuş, üstüne bir şekilde elde ettiği karısının ve
kızının idrar örneklerini eklemiş, tüm bu karışımın üzerine bir de
mastürbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış. Jetonu atıp kabı makinaya
vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş.
1. Çeşme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazı almayı düşünün
2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın
3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın
4. Karınız hamile. Kız ikizler. Sizden değil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez
Ceset parası
II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu
kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen ölu Nazi için 10
ruble vaad etmiş. Askerler saldırdılar. Çatışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset
getiriyorlar ve paralarını anında alıyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon
sürükleyerek getirdi. Vagonun kapısını açtı, içerisi ceset doluydu. General bunu
görünce şaşırdı ve askeri kenara çekerek şöyle dedi :
-Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim.
Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble
General
Komutan karargah garajına telefon açar:
Komutan: "Zırrr Zarrr..."
Er:"Aluuu"
Komutan: "Şu anda garajda kaç tane araç var?"
Er: "Şu anda ipne generalin jipinden başka bi moh yokh
Komutan:" Ulan sen kiminle konuştuğunu biliyor musun lan, ben generalim!
Er: Mosmor bir şekilde yaa öyle mi? Eee peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor
musunuz?
Komutan: "Yooo..."
Er:"O zaman bay bay mına godumun generali! Çatt
Safari
Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda
birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan
görünmüş....
Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon
uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan
bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski
içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor
ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.
Ekmek ve Ördek
Ördek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok dedik ya
- ekmek var mı
- eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim
- çivi var mı
- yok
- ekmek var mı
Kamplumbağa
Ücra bir koyun ilkokuluna mufettiş geleceği haberi alınır. Bunu duyan tek sınıflı
ilkokulun tek öğretmeni panikler çünkü çocuklar 2. sınıfta olmalarına rağmen
çok zor okumaktadırlar. Öğretmen mufettişin geleceği gün sınıfta ufak bir
konuşma yapar:
"Bakın çocuklar bugün okulumuza müfettiş gelecek. Muhtemelen de tahtaya
birşeyler yazıp okumanızı isteyecek. Müfettiş tahtaya birşey yazmaya başlarsa
hemen bana bakın ben size ne yazdığını anlatırım, siz de okumuş gibi yapıp
söylersiniz."
Çocukların aklına yatmış bu tabii. Müfettiş gelmiş, kısa hoşbeşten sonra
öğretmen çocuklardan birine "Kalk bakalım" demiş "Su tahtaya
yazdığımı oku" ve başlamış kocaman harflerle "kaplumbağa" yazmaya.
Bunu gören öğretmen müfettişe çaktırmadan çocuğa bir güzel anlatmış ne
olduğunu tahtadakinin.
Müfettiş: "Oku bakalım oğlum ne yazıyor?"
Öğrenci: "Tos-ba-ğa"
Enayi
Enayi Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman
burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine
şöyle diyordu: "Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir
veriyor"
Şempanze
Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şöförü kendini tutamayıp şöyle
demiş:"- Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek..." Kadın sinirle biletini
kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam
dönüş kadına;"- Özür dilerim. Acaba az önce şöförle aranızda ne
geçti?"
Kadın: - Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret...
Adam: - Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder.
Kadın: - Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım.
- Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulak olurum...
Öğrenci Yurdu
Üniversitede dönemin ilk gününde Rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite
kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektor demiş ki
"- Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları da kız
öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 20 dolar ceza
kesilecek. İkinci yakalanışında 60 dolar, üçüncü yakalanışında da 180 dolar
ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?"
Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi:
- Sezonluk bilet ne kadar?
Süpermen
İki adam New Yorktaki Empire State binasının tepesindeki barda oturuyorlarmış. Biri
diğerine dönmüş:
- Biliyor musun geçen hafta şunu keşfettim; Bu binanın etrafında öyle kuvvetli
rüzgarlar var ki, tepesinden atlıyorsun aşağı, 10. Kata kadar düşüyorsun, sonra
rüzgar o kadar kuvvetleniyor ki seni döndürüp 10.Kat penceresinden içeri
atıyor...Barmen bunu duyunca kafasını olumsuz bir şekilde sallamış. Öbür adam
demiş ki:
- Yahu sen deli misin olacak şey değil şu dediğin..
- Yok kesinlikle oluyor denedim ben. İstersen şimdi göstereyim sana.
Ve adam kalkmış bardan, gitmiş pencereye, yallah atlamış aşağı. 10.Kata
yakınlaşınca birdenbire pencereden içeri doğru kayıvermiş. Sonra da asansöre binip
yukarı, bara çıkmış. Öbür adam demiş ki:
- Yahu gördüm ama bu bir sefer olacak bir şeydi bir daha olmaz
- Olur olur bir daha göstereyim bak...
Ve adam yine cumburlop aşağı atlamış. Yine 10. kat civarında rüzgar adamı
pencereden içeri atıvermiş. Adam bara dönünce öteki adama deneyip görmesini
söylemiş. Öbür adam:
- Haydi bakalım. Hakkaten işe yarıyor demek. Bir deneyeyim...Demiş ve pencereden
aşağı atlamış. Direk aşağı uçarken 11. katı geçmiş, 10.kat, 9.kat, 8.kat
derkent taakk diye kaldırıma yapışmış. Yukarıda barda barmen birinci adama
dönmüş ve:
- Süpermen, içince eşşoğlueşşeğin teki oluyorsun...
Büyülü göl
Bir zenci ormanda yürüyormuş. Birden uzaktan gelen garip sesler işitmiş :
"Çan Lin Wang, Wung Çon Li..."
Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başlamış. Birkaç saniye sonra sesler yine
duyulmuş :
"Po Mang Fu,Wong Ton Çi...".
Bu arada adam açık bir alana gelmiş, bir de bakmış ki mistik görünümlü bir göl
var. Az ötede de bir Çinli duruyor. Hemen yanına gitmiş ve bu tuhaf seslerin ne
olduğunu sormuş.
"Haaa" demiş çinli, "Bu göl büyülü. Eğer bir taş sektirirsen sana
atalarının isimlerini söylüyor. Bak şimdi.." ve bir taş sektirmiş. Büyülü
ses yine duyulmuş :
"Wu Lang Çing, Hung Wong Lu..."
Çinli Zenciye "Haydi sen de dene" demiş. Zenci bir taş almış ve sektirmiş
ve ses duyulmuş:
- Şem Pan Ze
Kızıldereli
Nasa, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek için
kızılderili rezervasyonu sınırlarında bulunan ve ortamı ay yüzeyine çok benzeyen
Tuba City e götürmüş. Astronotlar çalışmaya başlamış. Acayip görünümlü
kamyonların arasında sadece 2 uzay giysili astronot görünüyormuş uzaktan.
Yakınlarda da yaşlı bir Navajo çobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. E iki astronot
dikkatlerini çekmiş izlemeye başlamışlar. Bu arada da bazı Nasa personeli onları
farketmiş ve yanlarına gelmiş. Çoban ingilizce bilmediği için oğlu aracılığıyla
o iki acaip adamın ne olduğunu sormuş. Nasa personeli de "O adamlar aya gidecek
astronotlar, eğitim yapıyorlar" deyince Çoban çok heyecanlanmış ve
astronotlarla aya bir mesaj yollaması mümkün mü diye sordurmuş oğluna. Nasa
personeli bunun çok orijinal bir şey olacağını düşünüp bir koşu teyp
getirmişler ve adamın mesajını Navajoca teybe kaydetmişler. Mesaj kayıdı bitince
Nasa personeli çocuktan babasının mesajını tercüme etmesini istemiş ama çocuk
reddetmiş. Daha sonra Kızılderili rezervasyonunda birçok kişiye yanaşmışlar, her
biri önce "Cık cık cık" demiş sonra da mesajı tercüme etmeyi reddetmiş.
Ama en sonunda eline para sıkıştırılınca bir genç yaşlı adamın mesajını
tercüme etmiş:
- Bu heriflere dikkat edin, topraklarınızı çalmaya geldiler
Microsoft & General Motors
Bu gerçek bir olay. Geçmiş yıllardaki bir COMDEX bilişim fuarında Bill Gates
Bilgisayar endüstrisi ile araba endüstrisini kıyaslarken "Eğer General Motors
araba teknolojisini bilgisayar teknolojisi kadar geliişmiş tutsaydı, hepimiz 25 dolara
satın alınabilen ve bir litre benzinle bin kilometre yapan arabalar kullanıyor
olurduk" demesiyle başlamış. Bunun üzerine General Motors bir basın bildirgesi
hazırlamış ve bu bildirge General Motorsdan bay Welch tarafından okunmuş. Eğer
General Motors teknolojiyi Microsoft gibi geliştirseydi şu karakteristiklerde arabalar
kullanıyor olurduk:
- Yol çizgilerinin her boyanışında yeni araba almak zorunda kalırdınız
- Arabanız anayolda yoktan yere sık sık stop ederdi, siz de bunu doğal kabul eder,
arabayı yeniden çalıştırır ve yolunuza devam ederdiniz
- Çoğu zaman manevra yaparken arabanız stop eder ve tekrar çalışmazdı ve siz de
motoru yeniden taktırmak zorunda kalırdınız. Her nedense bunu da doğal kabul
ederdiniz.
- Macintosh güneş enerjisiyle hareket eden, iki kat daha güvenilir, beş kat daha
hızlı, iki kat daha kolay kullanılan bir araba yapardı, ama bu araba Microsoft
tekelinden dolayı yolların ancak yüzde beşinde gidebilirdi.
- Yağ, Isı, Benzin ve Sinyal göstergelerinin yerini tek bir "Genel Araba
Hatası" göstergesi alırdı
- Kaza anında Hava Yastığı açılmadan önce sorardı: "Emin misiniz?"
- Eğer yeni bir araba almaya gücünüz yetmezse arkadaşınızınkini ödünç alıp
kopyalardınız
- Yeni bir araba aldığınızda çalışmaya başlaması için bir hafta boyunca
ateşleme sistemi ayarlarıyla uğraşmanız gerekirdi
- Eğer bir kaza geçirseydiniz, nasıl olduğu hakkında en ufak bir fikriniz olamazdı
- Microsoft arabalarına koyacağı, ama diğer arabalarda çoktandır olan
"Yeni" özelliklerle ilgili tantana yapardı
3 Zarf
Şirkette eski genel müdür kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. Eski müdür
görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri
numaralanmıştı. Eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı
açmasını söyledi. Ve yeni müdür işe başladı. Altı ay işler yolunda gitti. Fakat
sonra satışlar birdenbire düştü. Ne yapacağını bilemeyen yeni müdür, en sonunda
1. zarfı açtı. Zarfta şöyle yazıyordu:
- Kendinden önceki müdürü suçla... Yeni müdür hemen bir basın toplantısı
ayarladı ve sorunlar için kendinden önceki müdürün politikalarını suçladı.
Basın ve borsa bu açıklamalara olumlu baktı, şirket hisseleri toparlandı, bu arada
da satışlar düzeldi... İşler bir süre daha yolunda gitti. Fakat sonra üretim
sorunları çıktı. Önceki olaydan tecrübeli yeni müdür gecikmeden 2. zarfı açtı.
zarfta şu yazıyordu:
- Şirketi yeniden organize et. Yeni müdür reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun
çözüldü. Bir süre sonra işler yine bozuldu. Yeni müdür koşa koşa gitti ve 3.
zarfı açtı:
- 3 zarf hazırla...
Ted Amca
Amerikada bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye
yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar
hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış
anlatmaya: Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete
koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi
kırıldı." Öğretmen
- Güzel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
- Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
- Aferim çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları
kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını
sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çıktı.
- Eveeet. Peki burdan alınacak ders nedir?
- Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken
helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makinalı tüfek, bir
kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda
birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı tüfeğiyle 70 kişiyi
haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10
kişiyi de silahsız bitirmiş.
- Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
- İçerken Ted Amcama bulaşmayın...
Meslek
Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu :
-Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor? Tuna :
-Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi. Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki
arkadaşına yavaşça sordu:
-Pekiyi anlayamadım, neymiş babası? Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi:
-Vinç miş, vinç!
İyilik
Okulda öğretmen çocuklardan hafta sonu bir iyilik yapıp gelmelerini ister..Sınıftada
3 afacan çocuk vardır.. Hafta başı gelince öğretmen sırayla herkese ne tür
iyilikler yaptıklarını sormaya başlar.. Sıra bizim afacanlara gelmiştir..
Ali'ye sorar: Ali söyle bakalım sen nasıl bir iyilik yaptın..?
Ali övünerek: Hocam yaşlı bir bayanın karsiya geçmesine yardım ettim der.
Öğretmen: Aferin der..
Sıra Veli'ye gelir: Onada aynı soruyu sorar..
Veli'de: Hocam bende Ali'ye yardım ettim..Yaşlı bayanı karşıya geçirdik..
Öğretmen : Peki hala der..
Sıra Osman'a gelir.. Aynı soruyu onada sorar..
Osman'da: Hocam bende Ali ile Veli'ye yardım ettim, Yaşlı bayanı karşıya geçirdik..
Hoca biraz düşünür ve sorar:
-Neden üçünüzde aynı kişiye yardım ettiniz peki?
Çocuklar hep bir agizdan:
-Hocam, yaşlı kadın karşıya geçmek istemeyince üçümüz bile az geldik, ne diyonuz
siz?
İmamların maçı
Trabzonlu imamlar kendi aralarında maç yaparlarmış ama ne hikmetse hep merkez
imamlarının takımı maçı kaybedermiş. Bir gün merkezin hocalardan biri demiş ki:
-Böyle olmayacak. En iyisi biz Trabzonspor'lu Hami'ye rica edelim gelsin takımda
oynasın.Soran olursa merkez camii imamı Hami Hoca deriz demiş. Hami'den rica etmişler.
Hami de kabul etmiş. Maç oynanmış ama merkezin imamları yine mağlup olmuşlar. Maç
dönüşü merkez imamlarının arkadaşlarından biri sormuş:
-Hoca bu hafta kazandık değil mi?
-Malesef 2-1 yenildik
-Yapma ya nasıl olur Hami oynamadı mı?
-Oynadı ve bizim golümüzü de o attı
-Peki onların gollerini kim attı?
-Roberto Carlos Hocayla, Ronaldo Hoca
Cüceler
Cüce kız kardeşler evlenmeye kara verirler. İki cüce erkek kardeş bulup evlenirler.
Daha sonra balayına çıkarlar. Otelde odalar yanyanadır. Çiftlerden biri bir türlü
beceremez. Bu arada yan odadanda sürekli hop hop hooop hop diye sesler geldiğini duyar.
Bu duruma çok sinirlenir. Tekrar tekrar denerler ama yinede beceremezler. Sabah çiftler
kahvaltıya oturduklarında, birtürlü yapamayan çift diğer çifte; biz dün gece
birşey yapamadık, sinirlendik uyuduk der. Diğer çifette; siz yine uymuşsunuz biz
yatağa bile çıkamadık der.
Hepsi eriyor
Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğadır. Boş bir masaya oturup ocağa seslenir;
- Bana bir çay !
Çay gelir, şekerleri atıp karıştırır. Garsonadan yine şeker ister. Onları da
atıp karıştırır, yeniden ister. Garson;
- Sekiz şeker koydunuz çaya, der şaşkın şaşkın,
- Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyor
Posta
Bir fakir Kırşehirli paraya çok sıkışmış. Her türlü çareye başvurmuş, yardım
eden olmamış.
Son çare olarak, 'Allah, sıkışan kuluna yardım eder' inancından hareketle, Allah'a
mektup yazmaya karar vermiş. 'Cenab-ı Allah Yüksek Katına' diye başlamış ve
'Allah'ım ne olur bana bir yüz milyon lira gönder' diye bitirmiş. Zarfın üzerine de
'Esirgeyip bağışlayan Yüce Allah' diye yazıp postaya vermiş.
Postacılar mektupları ayırırken, gitmesi mümkün olmayan adresi görünce
açmışlar. Mektup sahibine acımışlar ve aralarında para toplayıp yardım etmeye
karar vermişler. Ama, ancak 80 milyon lira toplayabilip, göndermişler. Parayı alan
Kırşehirli, hemen Allah'a bir mektup daha yazmış.
Postacılar, 'Allah' adresli iknici mektubu açmışlar. Kırşehirli şöyle
yazıyormuş:
'Allah'ım gönderdiğin parayı aldım, teşekkür ederim. Ama, bundan sonra para
gönderirken, Meleklerinle gönder, hırsız postacılar gönderdiğiniz paranın 20
milyon lirasını çalmışlar.'
Fotoğraf
Resmi bir daireden, Kırşehirli birisinden 12 fotoğraf isterler. Kırşehirli, yanında
6 fotoğraf olduğunu söyler. Görevli, 'Onları ver, arkadan 6 fotoğraf daha getir'
der.
Bunun üzerine Kırşehirli, biraz sonra enseden çekilmiş 6 fotoğrafı, görevliye
getirir.
Paraşütçü
Kırşehirli iki arkadaş askere gitmişler ikisi de paraşütçü olmuş. Belli bir
eğitim gördükten sonra paraşütle deneme yapıyorlarmış. İkisi de uçaktan
atlamışlar. Ellerinde yüksekliği gösteren bir alet varmış. Arkadaşlardan birisi
alete bakarak sayıyormuş.'250,200,150,100,90,80,70,60,50,40,30,20 açmasak da olur.
Geldik'
Muavin
Bir kamyonun şoförü Nevşehirli, muavini de Kırşehirli'ymiş. Bir gün kamyona 6
metre yüksekliğinde yük yükleyip yola çıkmışlar. Bir süre sonra yüksekliği 5
metre olan bir köprünün altından geçeceklermiş. Kırşehirli muavin sağa sola
bakınmış, Nevşehirli şoföre 'Trafik polisi yok, geç ağbi' demiş
Ayakkabı
Bir Kırşehirli ayakkabı almak için mağazaya gitmiş. Denediği ve beğendiği
ayakkabılardan birisinin ayağını sıktığını söylemiş. Mağaza sahibi de 'Bir
hafta sonra açılır' demiş. Kırşehirli, 'İyi o zaman, ben bir hafta sonra gelip
alayım' demiş.
Kaplumbağalar
iskoçyada nesli tükenmekte olan dünyanın en uzun ömürlü hayvanlarından üç
kaplumbağa nın canları sıkılmış ve ne yapacaklarını bilmiyorlarmış.
İçlerinden biri uzklardaki bir dağı gösterip.
-Hadi biralarımızı da alıp şu dağın zirvesinde piknik yapalım demiş.
-Güzel fikir diye almışlar yanlarına soğuk biralarını ve yiyeceklerini yola
koyulmuşlar.dağın zirvezine ulaşmak tam yirmi yılda olmuş.soluklandıktan sonra
içlerinden biri,
-hadiyemeğimizi yiyip biralarımızı içelim. demiş sofra hazırlanmış ama o da
ne?Biraları açmak için açacak getirmeyi unutmuşlar.kimin gideceğine kararverirken
içlerinden yaşı küçük olan -Ben giderim ama bir şartla kimse ben gelinceye kadar
yemeklere dokunmayacak.demiş ve kabul edildikten sonra yola koyulmuş.aradan 20 yıl 30
yıl 40 yıl derken 50 yıl geçmiş hala gelen yok. içlerinden en yaşlı olanı
-Ben artık yaşlandım izin verde bir parça ekmek yiyeyim demiş arkadaşıda tamam
demiş ve yaşlı kaplumbağa tam ağzına lokmasını götürüp ısırdığı esnada
karşı taraftaki çalıların arasında bir hışırtı duyulmuş ve birden en küçük
kaplunbağa fırlamış ve
-Yalancılar. e vallahi gitmeyeceğim. demiş
İlk deneyim
Bir gün iki erkek kedi iki dişi kediden konuşuyorlarmış. Erkek kediler, dişi
kedilere
-Akşam 11 de buluşup sevişelim demişler, dişi kediler de kabul etmişler. Bunu duyan
bir yavru kedi de
- Abilerim beni de götürün; sevişmek konusunda hala hiçbir şey bilmiyorum demiş.
Erkek kedilerde tamam gel demiş demişler ve buluşma yerine gitmişler, dişi kedileri
beklemeye başlamışlar ama saat 11 olmuş yoklar, 12 olmuş dişi kediler ortada yok, 1
olmuş hala yoklar.. Sonunda yavru kedi dayanamamış ve
- Abi demiş ben biraz daha sevişirsem soğuktan ölecem demiş.
Sirk
Ruslar, Kırşehir'de gösteri yapmak için bir sirk getirmiş.
Sirk gösterilerinin başlamasına kısa bir zaman kala maymun ölmüş. Yenisini
getirmeleri mümkün olmadığından, çare aramaya başlamışlar. Sonunda bir
Kırşehirli'ye maymun kıyafeti giydirmeye karar vermişler ve hiç konuşmaması için
sıkı sıkı uyarmışlar.
Kırşehirli, kafesine geçip, hoplayıp zıplamaya, çocukların attıkları
fıstıkları yemeye başlamış. Kendisini o kadar kaptırmış ki, zıplarken, birden
yandake aslan kafesine düşmüş. Can havliyle 'imdaaat' diye bağırmaya başlamış.
Aslan, Kırşehirli maymunun kulagına eğilip 'Çaktırma lan, sus. Ben de
Kırşehirli'yim' demiş.
Papağan yumurtası
Siverekli bir adam hayatında ilk defa İstanbul'a gider orada burada dolaşırken
gözüne bir petshop ilişir ve içeri girer.Pet shop'ta hayinda görmediği ve adını
bile duymadığı renkli bir kuşa rastlar ve Pet shop sahibine bunun ne olduğunu sorar..
Pet shop sahibi papağanı ve özellikleri anlatır, bizim siverekli bu kuşu almak
istediğini ve köyüne götürüp herkese göstermek istediğini söyler ve fiyatını
sorar. Pet shop sahibi yüksek bir rakam söyleyince siverekli okadar parası
olmadığını ama kuşu gerçekten almak istediğini söyler.
Pet shop sahibi sivereklileri cok sevdiğini bu nedenle ona papağan yerine onun üç
yumurtasını vereceğini söyler..
Adam üç yumurtayı alıp köyüne sevinçle döner,aradan zaman geçer ve yumurtalardan
bir serçe, bir kumru ve bir guvercin çıkar..
Siverekli cok sinirlenip istanbul yolunu tutar..Pet shop'a çok sinirli girer ve o anda
papağan geri zekalı geri zekalı diye bağırır.. Buna dahada çok sinirlenen siverekli
cevap verir belki ben geri zekalı olabilirim ama bizim bütün köy de senin orospu
olduğunu biliyor..
İşlem Hacmi
Yasli borsaci ile genc borsaci parkta sohbet ederek dolasiyorlar. Yasli, gence meslegin
puf noktalarini anlatiyor: - Bak evladim. Bu meslekte basarili olmak icin sadece
firsatlari degerlendirmek yetmez. Zaman zaman firsatlari da senin yaratman gerekir. Bunun
icin surekli dikkatli olman gerekir. Uygun bir yorumla hic umulmadik olaylar bile cok
buyuk firsatlara donusebilir. Bak mesela su karsida gordugun taze kopek pisligi sana
sadece igrenc bir sey olarak geliyordur. Ama ben eger 'su pislikten bir lokma agzina
atarsan sana 1 milyar lira veririm' dersem olay senin acindan nasil da buyuk bir firsata
donusuverir degil mi? Yapar misin?' Genc borsaci tabi efendim der. Parmagini pislige
daldirir, bir lokma alir yutar. Yasli borsaci cebinden bir milyari cikartir, gence verir.
Bir sure yururler, genc dayanamaz sorar: - Hocam, ben size ayni teklifte bulunsaydim kabul
eder miydiniz.? Bakin ileride de baska bir pislik var. Bir milyar karsiligi dener
miydiniz? Yasli borsaci tabi ki der. O da bir lokma alip yutar. Genc borsaci da cikartir,
biraz once kazandigi 1 milyari iade eder. Bir sure sessiz sessiz yururler. Genc yine
dayanamaz sorar: - Hocam. Ne sizin cebinizdeki para miktari degisti. Ne de benim
cebimdeki. Soyler misiniz biz bu boku niye yedik ? Kurt borsaci cevap verir: - Oyle deme
evladim. 2 milyarlik islem hacmi yarattik!!!
Allah erkeği yarattı
Allah eşşeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir eşşeksin. Sabahtan akşama kadar
yorulmadan çalışacaksın ve ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin,
az akıllı olacaksın ve 50 yıl yaşayacaksın.
Eşşek cevap verdi : 50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 30
yıldan fazla verme ! Ve böyle oldu... Sonra Allah köpeği yarattı ve ona dedi ki : Sen
bir köpeksin. İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakın dostu
olacaksın. İnsanlardan geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yaşayacaksın.
Köpek cevap verdi : Allahım, 25 yıl böyle yaşamak çok fazla. Bana 10 yıl ver yeter
! Ve böyle oldu... Daha sonra Allah maymunu yarattı ve dedi ki : Sen bir maymunsun.
Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin
ve 20 yıl yaşayacaksın. Maymun cevap verdi : 20 sene dünyanın palyaçosu olarak
yaşamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla verme ! Ve böyle oldu...
En sonunda Allah erkeği yarattı ve ona dedi ki : Sen erkeksin, dünyada yaşayacak tek
rasyonel düşünen canlı sen olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekanı kullanarak
hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Erkek cevap verdi :
Allahım erkek olmak için 20 yıl yetmez. Lütfen bana eşşekten artan 20 yılı,
köpekten artan 15 yılı ve maymunun 10 yılını da ver...
Allah bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yaşadı, sonra evlendi ve 20 sene
eşek olarak sabahtan akşama kadar çalıştı ve ağır yükleri taşıdı. Sonra
çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi yaşadı, evi korudu, aileden artanları yedi.
Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun olarak yaşadı, aptal gibi davrandı ve
torunlarını eğlendirdi. Bugüne kadar böyle geldi...
Yine kardayız
Ücüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türkler'den oluşan bir konsorsiyum
almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdela kesilirken köprü büyük bir
gürültüyle yıkılmıs. Japon; 'gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım' diyerek
harakiri yapmış.
Amerikalı; 'gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını çekip
intihar etmiş.
Tüm bunlari izleyen Türk müteahhit de derin bir 'Oh!' çekerek yanındakilere
dönmüş: '
'İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum'...'
Amerikan hastanesi
Bir USA Askeri Birliğinde açının yemekleri yüzünden millet hemoroid olmuş. Tam 107
kişi yatak yorgan yatıyormus. Bir gün Revire gezmeye gelen komutan her askerin önüne
duruyor ve soruyormuş:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ?
- Merhaba komutanım , hemeroidim var
- Tedavi olarak ne yapıyorlar ?
- İlaçlı pamuk efendim.
- Bir arzun var mı asker ?
- Bir an evvel iyileşip tekrar vazifeme dönmek istiyororum komutanım...
Komutan herkesin önünde durup aynı soruları sormuş ve hep aynı cevapları alınca
memnun olmuş. Sıra en son sıradakı adama gelmiş. Ona da aynı soruları sormaya
başlamıs:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ?
- Bademciklerimden rahatsızım efendim.
- Öyle mi ? Peki ne ilaç kullanıyorlar ?
- İlacli pamuk efendim.
- Güzel. Peki bir isteğin var mı evladım?
- Var, efendim. Mümkünse sıra bana gelince pamuğu değiştirseler diyecektim de....
Dünyanın Sonu
Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrının yanında
bulmuşlar. Tanrı bunlara dönmüş " Sizi buraya çağırdım çünkü 2000
yılında kıyametin kopacağını cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demiş.
Daha ne olduğunu anlayamadan bi de bakmışlar ki evlerindeler...
Clinton, hemen ülkenin bütün televizyonlarına haber vermiş ve canlı yayına
çıkmış. " Sayın vatandaşlarım, size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi
olanı, In god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman boşuna inanmadınız. Kötü
olan ise 2000 yılında kıyamet kopacak...
" Kastro'da boş durmamış hemen insanlarının karşısına geçmiş. "
Yoldaşlar üzgünüm ama size iki kötü haberim var. Birincisi, bunca zaman kendimizi
kandırmısız, tanrı gerçekten de varmış! İkincisi ise daha kötü, daha tanrıya
inanamadan hepimiz öleceğiz, çünkü 2000 yılında kıyamet kopuyor.
" Bu arada Gates'de bütün kurmaylarını toplamış havadis veriyor. "Baylar
size iki iyi haberim var. Birincisi, tanrı beni dünyanın en önemli üç kişisinden
biri olarak görüyor. İkincisi ise artık "year2000" problemini çözmemize
gerek kalmadı..."
Savaş Gemisi
Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan
köşkündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık
farketmiş. Hemen karşı tarafa sinyal göndererek şu mesajı geçmiş: -"Derhal
rotanızı 30 derece doğuya çeviriniz" Karşıdan anında cevap gelmiş:
-"Sen rotanı 30 derece batıya çevir!" Komutan şaşırmış, biraz da
sinirlenmiş, mesajı tekrarlamış:
-"Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!" Karşıdan cevap:
-"Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevireceksin!"
Komutan öfkeden küplere binmiş, bir mesaj daha yollamış.
-"Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece batıya
çevir!"
-"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotanı 30 derece
doğuya çevir."
Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen mürettebata bütün topları ateşe hazır hale
getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş: -"Burası bir savaş
gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız."
-"Burası da bir deniz feneri.. Sen rotanı bir an önce 30 derece doğuya
çevirmezsen birazdan kayalara çarpacaksın"
Dilenci
Adamın biri bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye bir para verir ve al
bununla bir sigara alırsın der. Dilenci "beyim ben hiç sigara içmem" der.
Bunun üzerine adam o zaman bir bira içersin der. Dilenci "ben ağzıma içki
koymam" der. Sen de o zaman bir altılı oynarsın. Dilenci "beyim ben hiç
kumarda oynamam" deyince adam o zaman al bu parayı ve bizim eve gel der. Dilenci
neden olduğunu sorar. Adam "Karım seni bir görsün içki ve sigara içmeyen, kumar
oynamayan bir adamın hali ne oluyor."
Tampon
Üç mahkum cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste geçirecekleri günler için bir eşya
getirilmesine izin verilmiştir. Otobüste, biri diğerine döner ve sorar, "ee, sen
ne getirdin ?", diğer mahkum bir kutu boya çıkarır ve bunlarla herşeyi
boyayabileceğini söyler ve diyer mahkuma sorar, "sen ne getirdin ?". Oda,
yanındaki kutuyu açar ve içinden iskambil kağıtlarını çıkarır. "Bunlarla
poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kart oyunu oynayabilirim" der.
Üçüncü mahkum köşede sessizce sırıtarak oturmaktadır. Diğer iki mahkum farkeder
ve sorarlar, "Sen niye kendinden eminsin o kadar, sen ne getirdin ?" Üçüncü
mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek "bu tamponları getirdim," der. Diğer
iki mahkumunda kafası karışmıştır, merakla sorarlar, "Bunlarla ne yapabilirsin
ki?" Üçüncü yine sırıtır ve kutuyu göstererek "Kutuda yazdığına
göre, bunlarla at sürebilir, yüzmeye gidebilir hatta paten kayabilirmişim"
Cehennem
Bıçkın ve aynı zamanda hovarda bir adam ölür ve cehenneme gider. Cehennemde birkaç
gün kaldıktan sonra cennet görevlisi melek gelir ve seni cennete götüreceğim der.
Bizim bıçkın halinden memnun görevli melekle cennetin yoluna koyulurlar. Cennetin
kapısına yaklaştıklarında içeriden feryat figan sesler duyar ve meleğe döner,
- Sen beni cennete götürecektin der. Melek burası cennet deyince, içerideki sesler
nedir demiş,
melek : - ha o sesler içerideki iyi insanlara kanat takılacak onun için sırtlarına
delik açılıyor demiş. Bizimki ürkmüş cennetin yolunda biraz daha ilerlemişler bu
sefer geçenki seslerden daha acı ve yoğun sesler gelmeye başlamış. Bıçkın yine
sormuş; Şimdi neler oluyor, neden sesler daha acı?
Melek: - İyi insanların başlarına halka takılacak onun için başlarını deliyorlar.
Bizimki iyice korkmuş ve ben cehenneme gitmek istiyorum deyince melek iyi ama orada da
sana kuyruk takacaklar demiş. Bıçkın olsun olsun nasıl olsa onun deliği hazır
demiş.
Abluka
Amerikada yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış. Hastaneye
kaldırmışlar. Tabii ilgi obiçim. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Neyse
doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış,
çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış.
-Hey Joe, Ön kapıyı tutmuşlar, arka kapıdan kaçalım.
Kamuflaj
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara giriyor,, komutan gelip tekme
atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala
vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor,
miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi
taklit yapıyorlar... Enson çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok,
tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin...
Çuvaldan kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
"Patateeeeeees, Patateeeeeees!!!"
Yorgunluk
Genç bir sanatçı adayı , kız doktoruna telefon açıp aldığı randevuya
gelemiyeceğini söyledi. Doktor sordu: "Neden çok mu hastasınız?"
-Yoo değilim. Yalnız bugün bir prodüktöre gidip bir rol istedim. Sonra terzime
gittim. Daha sonra ev sahibiyle kira meselesini tartıştık.
Kısacası doktor bey, bir defa daha soyunacak halim kalmadı!
Senfoni
Bir Türk Amerikaya ziyarete gezmeye gitmiş.Sokakta dolaşırken tuvaleti gelir. Koştura
koştura umumi bir tuvalet bulur.Kendini bir an önce içeri atmak ister fakat kapıdaki
adam 25 cent ister.Bizimki sıkışa sıkışa 25 cent i verir içeri dalar.Zart zurt
sesli yaparken yandan "yavaş be adam" diye ses gelir meyerse yandakide bir
Türkmüş.İşini bitirip dışarı çıktıktan sonra yandakiyle karşılaşır ve lafı
yapıştırır. "Be adam 25 cent e mozartımı yoksa şopennimi dinleyeceğini
sanıyordun" der.
Ekonomik kriz
İki otomobil galerisi sahibi dertleşmektedirler.
Bir ara biri:
-İşler öyle kötü ki,sorma. Şu sıralar en azından bir araba satamazsam, popomu
satmak zorunda kalacağım. Yanında oturan ve bu sözleri işiten sarışın dilberden
özür diler. Bunun üzerine sarışın:
-Boş verin canım. Neler hissetiğinizi anlıyorum. Bizim işlerde kötü. Şu sıralar
bende popomu satmazsam, arabamı satmak zorunda kalacağım.
İşler
İki otomobil galerisi sahibi dertleşmektedirler.
Bir ara biri:
-İşler öyle kötü ki,sorma. Şu sıralar en azından bir araba satamazsam, popomu
satmak zorunda kalacağım. Yanında oturan ve bu sözleri işiten sarışın dilberden
özür diler. Bunun üzerine sarışın:
-Boş verin canım. Neler hissetiğinizi anlıyorum. Bizim işlerde kötü. Şu sıralar
bende popomu satmazsam, arabamı satmak zorunda kalacağım.
Bisiklet
Birgün ali askerdeyken komutanın postacısıymış, o günlerde komutanının tayini
çıkacakmış buda yeni tayin yerini öğrenmeye gitmek için hazirlanırken aliyi
yanına çağırmış. Bak Ali oğlum biliyorsun yengen hamile bundan önceki çocuklarım
hepsi kız eğer yengen doğum yaparsa oğlan olursa bana mektupta dersinki; komutanım
beklediğin bisikilet geldi yazarsın ben anlarım. Yoksa arkadaşlar erkek oğlum
olduğunu duyarlarsa ziyafet isterler tamammı deyip gider. Aradan zaman geçer yenge
doğum yapar ama gene kız olur Aliyi bir düşünce alır gider. Mektupta kamyonun geldi
desem olmaz minübüsün geldi desem anlamaz tam o anda aklına; komutanım beklediğin
bisikilet geldi ama ponpasıyla çantası eksik geldi der.
Tahrik
Savcı, sanık sandalyesindeki yaşlı teyzeye sorar :
- Bize yaşınızı söyler misiniz?
- 86 yaşındayım
- Lütfen bize olay günü neler olduğunu anlatın
- O gün hava çok güzeldi ve ben parkta oturuyordum....derken o adam geldi yanıma
oturdu
- Onu tanıyor muydunuz?
- Hayır ama tatlı birine benziyordu
- Sonra ne oldu?
- Birden bacaklarımı okşamaya başladı...
- Ona engel oldunuz mu?
- Hayır
- Neden?
- Çünkü hoşuma gitti.. kocam 30 yıl önce öldüğünden beri kimse bana böyle
dokunmamıştı....
- Sonra ne oldu?
- Sonra göğüslerime dokundu....
- Engel oldunuz mu?
- Hayır
- Neden?
- Çünkü bana kendimi uzun zamandır ilk defa bir kadın gibi hissettiriyordu...
- Sonra ne oldu??
- O kadar tahrik olmuştum ki bacaklarımı açtım ve "SEVİŞ BENİMLE HADİ
SEVİŞ BENİMLE!!!"diye bağırdım...
- Sizinle sevişti mi??
- HAYIR!! Ben öyle bağırınca o da birden "GÜLÜMSEYİİİN, KAMERA
ŞAKASIIII!!"diye bağırdı ben de onu vurdum !!!!!!!
Doğum Yeri
Adamın biri birgün trene binmiş ve karşısında çok hoş bir bayan görünce
konuşmaya çalışmış ve sonunda:
- Hanımefendi size 1 milyon dolar versem şu eteğinizi 2 parmak yukarı kaldırır
mısınız
Kadın: - Hayhay der daha sonra
- Size 2 milyon dolar daha verim, 2 parmak daha derken iş yukarı kadar çıkar, adam
sonunda kadına - Hanımefendi size 5 milyon dolar vereyim bana doğum yaptığınız yeri
gösterin der ve kadın kabul ederek şöyle der:
Bakın şu ağaçların arasındaki binanın 2 katındaki oda...
Köprü
Bir gun cennet ve cehenlemdekilerin canı sıkılmış cennettekiler ve cehenlemdekiler
karşı karşıya duruyolarmış. Birgün demişlerki cenlettekiler cehenleme kadar yarım
köpru yapsın, cehennemdekilerde cennete kadar yarım bir köpru yapsın hergün o
köprüde konuşuruz demişler bakmışlarki cehenlemdekiler bitirmiş cenlettekilerde
daha bir tuğla bile koymamış eee neden yapmadınız demişler. Cennettekiler cevap
vermiş: Eee bözde hiç muteaahit yokki!
Beş Lira
Küçük çocuk yolun ortasında hüngür hüngür ağlıyordu... Yaşlı bir hanım
acıyarak sordu;
-Ne için ağlıyorsun evladım?
-Beş liramı yitirdim...
-Peki al sana beş lira.
Yaşlı hanım bir iki adım yürüdü. Küçük çocuk yine ağlamaya başladı. Hanım
döndü:
-Peki şimdi neden ağlıyorsun?
-Nasıl ağlamam? O beş liramı yitirmeseydim şimdi on liram olacaktı...
Değişim
Körfez Savaşı'ndan önceki yıllarda, Amerikalı bir bayan gazeteci, kadınlarla
erkeklerin toplumdaki yeri hakkında bir yazı dizisi hazırlamak üzere Kuveyt'e
gitmiş.. gözlemleri sırasında ilk dikkatini çeken, kadınların kocalarının 5 adım
gerisinden yürüdükleriymis...
Yıllar sonra aynı gazeteci tekrar bir yazı dizisi için Kuveyt'e gittiğinde bu sefer
bir de bakmış kadınlar önden gidiyor, kocaları 5 adım arkalarından geliyor... bu
işe çok şaşırmış, hemen bir kadına yaklaşıp sormuş:
"Bu gördüğüm inanılmaz bir gelişme... peki ama bu değişikliğin sebebi
nedir??"
Kuveyt'li kadın cevap vermiş:
"Mayınlar..."
Manyak
Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı
üstü başı yırtık sıska bir adamı farketmişler.. Adamcağız sahilde oradan oraya
koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp çağırıyormuş..
Yolculardan biri
"- Kim bu kaptan?" diye sormuş..
"- Bilmem.." demiş Kaptan
"- Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak böyle kafayı
üşütür.."
Mustafa Abi
Bir gün köy ahalisi köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyorlar miş biryandan da
pişpirik çeviriyorlarmış. İçlerinden biri (Mustafa Abi) televizyonda Ecevit'i
görmüs ve demiş:
- Ulan, başbakan oldu yüzümüze bakmıyo. Eskiden böylemiydi bea! Etrafımda
dolanırdı! Hey bee, zaman ne çabuk geçiyor... Tabii kahvedekiler merakla sormuslar:
- Mustafa Abi? Sen nereden tanıyorsun Başbakanı yahu?
Mustafa Abi istifini bozmadan cevap vermiş:
"-Ulan üniversite yillarında abilik ettim ona! Az ekmeğimi yemedi!! Gel gör ki
şimdi bizi unutmuş baksana!"
Kahvedeki ahali inanmamş tabii ki. Mustafa Abi'de inandıirmak için demis ki:
- Gelin ulan! Meclisin önüne gidiyoruz. Çıkışta yakalayacağız Ecevit'i. O zaman
anlarsınız yalan mı değil mi??
Hepbirlikte T.B.M.M.'nin önüne giderler ve çıkışta Ecevit'i yakalarlar. Ecevit hemen
Mustafa Abi'nin elini öpmeye kalkışır ve der ki:
- Abim, Mustafa abim; kusura bakma başbakanlık bir dakika boş bırakılmıyor ki!
Kusuruma bakma abi.
Mustafa abi kahve ahalisine şöyle bir bakar ve ahalinin acayip şekilde etkilendiğini
görür. Başka birgün gene kahvede ahali ile TV seyreden Mustafa Abi TV'de Süleyman
Demirel'i görür ve der:
- Bu da öyle. Cumhurbaşkanı olunca kendini birşey zannetti. Hayırsız çıktı bu
da!!
- Hadi canım. Ecevit'i belki şans eseri tanıyorsun ama buna inanmıyoruz!!, der.
Mustafa Abi hemen ahaliyi toplar ve Çankaya'ya gider. Mustafa Abi'yi gören Demirel hemen
Ecevit gibi Mustafa Abi'nin ellerine sarılır ve öpmeye kalkışır. Mustafa Abi buna
izin vermez tabi. Demirel ekler:
- Abi Vallahi billahi kusura bakma. Uzun yıllardır göremiyordum seni. Tamda seni
ziyarete gelecektim der.
Mustafa Abi tekrar ahaliye dönerek bir bakış atar ki artık ahalinin gözünde
peygamber kadar yükselmistir.
Yine birgün kahvede tv izlerken bu sefer tv ye Clinton çıkar. Mustafa Abi söze başlar
ve der ki:
- Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu günleri? Tabi zengin oldun, Amerika'nında
başına geçince unuttun bizi.. Hayırsız herif!!
Ahali bu kadarınında fazla olduğunu söyler ve diğerlerinin belki bir şans eseri
olabileceğine ama Clinton'u tanımasının imkansız olduğuna imece usülü karar
verirler.
Mustafa Abi'nin tabii ki kafası atar ve bazı köylüleri alarak Beyaz Saray'a giderler.
Kapidaki görevliye Clinton ile görüşmek istediklerini söylerler.. Görevlide sadece
bir kişinin girebileceğini söyler. Köylüler düşünürler ve sadece Mustafa Abi'nin
Clinton'u tanıdığını söyleyerek Mustafa Abi'nin gitmesini isterler.
Güvenlik Mustafa Abi'yi iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapıdan kimse
çıkmaz. Köylüler sıkılır. Penceredende bakma olanakları olamadığı için ordan
geçen uzun boylu birine sorma kararı alırlar. Şans eseri orada o anda Michael JORDAN
geçmektedir. İngilizce bilen bir köylü Michael Jordan'a döner ve der ki:
- Ya Jordan Abi. Senin boyun uzun. Camdan içeri bakıp neler oluyo, kaç kişi var bi
baksana... Jordan camdan bakar ve cevap verir:
- Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. İçerde 6 kişi var. Biri Mustafa Abi, diğerlerini
tanımıyorum.
Ekran Koruyucu
BILL GATES ölmüş ve tanrının huzuruna çıkmış. Tanrı Sen iyi bir çocuksun Bill
demiş, herkese yapmam ama sana seçme hakkı verecegim, cenneti de cehennemi de gör,
hangisini istersen oraya git.?
Bill önce cehenneme gitmiş, deniz kenarında, harika bir gün batımı
yaşanmaktaymış, kızarmış köpükler kumları yalıyor, hafif ılık rüzgarda
palmiyelerin yaprakları nazlı nazlı sallanıyormuş. Allah allah demiş Bill, Bize hiç
böyle anlatmamışlardı!? Sonra cennete gitmiş.Orası da fena değilmiş ama doğrusu
cehennemle kıyaslanmazmış. Cehennemi seçtim demiş tanrıya.
Güzel düşler kurarak kapıdan girdiginde tam da bildiği cehennemle karşılaşmış;
kazanlar kaynıyor, zebaniler ortalıkta dolaşıyor,alevler gökyüzünü kızıla
boyuyormuş.
Aman demiş Bill, Hemen tanrıya çıkmam lazım ve soluk soluğa bağırmış; Benim ilk
gördügüm cehennem böyle değildi.?
Tanrı gülmüş, çok geç artık Bill demiş, seçimini yaptın. O ilk gördügün
sadece ekran koruyucuydu...?
McGayver
McGyver markete gitmiş. Kasiyer kıza yaklaşıp, "İyi günler, ben 6 metre dikenli
tel, bir tane demir makası, bolca zımpara kağıdı, bir de elektrikli testere
istiyorum" demiş.
Kasiyer kız şaşırmış: "İ.. i. iyi ama onları burada bulamazsınız ki,
burası küçücük bir market, burada sebze meyve gibi şeyler vardır sadece..."
demiş.
McGyver 1-2 dakika düşünmüş, sonra kasiyer kıza dönmüş: "Tamam, onlar da
olur" demiş
SA
Sakip Sabanci Aga'ya bir gün demisler ki : -Aga bu dünyada her sey senin için güllük
gülistanlik. Nereye baksak her tarafta senin sirketleri, fabrikalari görüyoruz, (MarSA,
YünSa, LasSA, ToyotaSA...). Burada işin iy. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne
yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?.. Sakıp Aga gülmüş:
-Öte yanda da işimizi sağlama aldık
Bir tarafımızda İSA, diğer tarafımızda MuSA."
Servet
İki fakülte arkadayı yıllar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe
davet eder...
- Oğlum bu ne ev böyle be, su salonun büyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar
parayı birader? Duvarlarda nadide tablolar...
- Gel göstereyim, gel şu pencerenin önüne... Şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Evet.
- 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolara fatura ettik, farkı cebe indirdik.
İki yil sonra iki arkadas yine karşılaşır...
- Gel bu sefer ben seni davet edeyim, bize gidelim...
- Yuh! Şuraya bak... Vay anam vay! Oğlum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle.
Bizimki bunun yanında müstemilat olmaz valla, saray asil burasi.
- Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim, geç şu pencerenin önüne, bak şurada
otoyolu görüyor musun?
- Hayır! - İşte !!!
Beni Bekle
Anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra bıyıkları yeni terleyen delikanlı,
bavulunu toplamış..
"Sakın beni durdurmaya kalkmayın.. Ben heyecan istiyorum, Aşk istiyorum..Coşku
istiyorum..Bol para, güzel kızlar istiyorum.. Bu evde bunların hiçbiri mümkün
değil.."
Sonra kapıya doğru yürümüş..
"Dur" diye bağırmış, babası arkasından..
"Size söylemiştim, beni durdurmaya teşebbüs etmeyin diye geriye bağırmış
delikanlı.."
"Dur" diye yeniden bağırmış babası, oğlu bahçe kapısından çıkarken..
"Dur... Beni bekle.."
Önemli Neden
-Hayrola nereden?
-Be be ben mi? Rad rad radyodan geliyorum...
-Ne vardı radyoda?
-Spi spi spi spiker sı sı sı synavı vardı da...
-Eeee, ne oldu?
-Bı bı bı bırak yahu? Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadyılar.
Kamyon Şoförü
Bir kamyon şoförü 30 kişiyi ezerek öldürmüş. Mahkemeye çıkmış. Hakim
sormuş,anlat bakalım nasıl oldu. Şoför anlatmaya başlamış. Kamyonla yokuştan
aşağı inerken arabamın fireni patladı benimde durmam için sağa veya sola çarpmam
gerekiyordu. Sağ tarafta küçük çocuk, soltarafta da 30 kişi vardı. Bende sağ
tarafa çarpmaya karar verdim demiş.Hakim de sinirlenerek sormuş. E o zaman nasıl 30
kişiyi ezdin. Kamyon şoförüde: ben ne yapayım çocuk birden bire karşıya geçti
demiş.
Başağrısı
Başı ağrıyan kızılderili reisi yanında iki çevirmeniyle birlikte eczaneye
girer..Eczacının şaşkın bakışları arasında şef UGGHH der..hemen şefin
sağındaki çevirmen atlar "büyükşef bir adet ağrıkesici
istiyor"der.Eczacı gider ve getirir, sonra şef gene UGGHH der.Bu sefer soldaki
çevirmen şefin bir adet prezervatif istediğini söyler..Eczacı doğum kontrolünün
kızılderileler arasında yaygınlaşmasına hem şaşırır hemde sevinir..En
kalitesinden bi prezervatifi getirip şefe uzatır..Şef kendinden emin elindeki
ağrıkesiciyi prezervatif içine koyar ve tereddüt dahi etmeden yutar ve UGHHH UGGH
der.. Eczacı dayanamaz "ne yapıyosun sen kardeşim" deyince çevirmenlerin her
ikisi birden gülerek "BÜYÜK ŞEF BAŞAĞRISININ ..MINA KOYDU" derler....:))
4 Motorlu uçak
Amerikalı'lar 4 motorlu bir uçak yapmışlar ve arabistan çöllerinde uçurmak
istemişler , yanlarına bir arap pilot almışlar ve uçmaya başlamışlar giderken bom
diye bir ses gelmiş ve 1. motor patlamış, göstergede no panik this is a amerikan
teknoloji yazmış,biraz daha gitmişler tekrar bom diye bir ses gelmiş ve 2. motorda
patlamış,yine no panik this is a amerikan teknoloji yazmış,az daha gitmişler tekrar
bom diye bir ses gelmiş 3. ve 4. motorlarda patlamış yine no panik this is a amerikan
teknoloji yazmış ve pilot uçağı otomatik pilota bağlamış ve uçak yere
inmiş.Araplar'da böyle bir uçak yapmışlar ve amerikalı bir pilotla keşfe
çıkmışlar giderlerken 1. motar patlamış no panik this is a arabik teknik yazmış
giderken 2.motorda patlamış ve yine no panik this is a arabik teknik yazmış giderken
3. ve 4. motor da patlamış göstergede repeat after me eşhe düella ilahe illah ve
eşhe dü enne muhammeden abduhu versulühü yazmış.
Not
Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktğında arabasını akordeona dönmüş
bir halde bulur.Cam sileceğinin altında bir kağıtt vardır. Kağıdı açtığında,
şu satırlarla karşılaşır :
-Ön vitesle geri vitesi karıstırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım. Arabanızda
gördü?ünüz gibi çok büyük hasar var. Olayı gören kimseler de şu an, ben bu
satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve adresimi
yazdğımı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o kadar enayi değilim!
İlk Aşk
Evliliklerinin ustunden henuz bir ay gecmistir.Mutlu koca genc ve guzel karisina sarilir :
-Ilk ask ne kadar tatli, ne heyecanli degil mi?
Genc karisi yanitlar :
-Evet... ama seni tanidigima da memnunum...
Ameliyat yeri
Iki sevgili bir agacin golgesinde otururlar.Delikanlinin tatli sozleri arasinda bir ara
kiz sevgilisinin kulagina fisildar :
-Sevgilim sana apandist ameliyati oldugum yeri gostereyim.
Delikanlinin gozleri parlar.
-Goster canim goster.
Kiz eliyle uzak bir yeri gostererek :
-Bak su ilerde gorunen sari bina var ya, onun ucuncu kati....
Kuaför
Adam, lüks erkek kuaföründe oturmuş bir yandan sakal tıraşı yapılırken bir yandan
da elleri manikürlenmektedir.
Manikürü yapan sarışın fıstık adamın ilgisini çekmekte gecikmez, "Güzelim,
bu gece benimle çıkmaya ne dersin??"
Kız gülümser, "Özür dilerim ama ben evliyim."
"Boşversene" der adam, "Seninkine telefon et bu gece işin çıktığını
eve gelemeyeceğini söyle!"
"İstersen sen söyle, şu anda seni tıraş ediyor..."
Tarla
"Bir adamın çok büyük bir tarlasy varmış,tarlasyyla övünür ,hava
atarmış.Ancak bir gün tarlasyna geldiğinde onu çok kızdıran birşey görmüş
ki,Tarlasynyn ortasyna birisi bir yol yapmy?,oturup beklemeye başlamış ve ilk geleni
iyi bir döveceğim demiş.Biraz sonra eşeğin üzerinde bir adam çıka gekmiş,mal
sahibi adamy e?ekten indirip dövmeye başlamış,eşek bayılana kadar dövmüş,daha
sonrada adamy aynı şekilde bayılana kadar dövmüş.Olayı uzaktan seyreden üçüncü
bir şahıs sormuş ; neden ilk önce eşeği dövdün ? adam cevap vermiş "ilk
önce adamy dövseydim eşek kaçardı"
Golf
Bir cumartesi sabahi.. Iki genc kadin golf oynuyorlar.
Sarisin olani topu dikmis.. Sopayi oyle bir savurmus ki.. Top havada kursun gibi ucmus,
obur delikte golf oynayan bir erkege o hizla carpmis..
Kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda kelepceleyip iki buklum
kaldigini gormusler.
Sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..
"Lutfen izin verin size yardim edeyim.. Ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin
verirseniz cektiginiz aciyi azaltabilecegimi biliyorum."
"Yooo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri hala
bacaklarinin arasinda kelepceli..
"Onemli degil.. Birkac dakika icinde duzelirim merak etmeyin.." Sarisin israr
etmis.. Oyle israr etmis ki adam "Peki" demis sonunda.. Kadin cok yumusak
hareketlerle adamin ellerini birbirinden ayirip iki yana sarkitmis once. Sonra adami
cimlere uzatmis. Pantolonun kemerini gevsetmis.. Elini iceri sokmus ve masaj yapmaya
baslamis..
Biraz sonra sormus..
"Simdi nasil hissediyorsunuz kendinizi.."
"Harika" demis adam.. "Harika hissediyorum..
Ama bas parmagim hala fena halde zonkluyor!.."
Patron ve Sekreter
Patron (adam) ve sekreteri (kadin) sehir disina yemege gitmek için arabayla yola
çikarlar.
Fakat araba yolda problem yaratir. Inip bakarlar tamir olacak gibi degil. Burda kaldik
diye söylenirler. Ilerde bir küçük ev görürler. Giderler ve kapisinin açik oldugunu
görürler. Araladiklari kapidan baktiklarinda sanslarina bir de yatak olduguna
sevinirler.
Adam,"sen yataga yatabilirsin, ben de uyku tulumuyla suraya kivrilirim" der.
Yatarlar.
Biraz sonra sekreter "ben üsüyorum" der. Adam uyku tulumunun fermuarini açar,
kalkar ve bir battaniye alip kadinin üzerine örter. Tekrar gider uyku tulumunun içine
girer. Fakat çok geçmez.
Kadin biraz da arzulu bir sesle "ama ben hala üsüyorum der". Adam yine kalkar
ve bir battaniye daha alip kadinin üzerini örter. Döner, uyku tulumuna girip uyumaya
çalisir.
Yine biraz sonra kadin arzulu bir sesle "ama ben isinamadim" der. Adam tekrar
kalkar. Bir battaniye daha alir ve kadini örter. Dönüp tekrar uyku tulumunun içine
girer.
Biraz sonra kadin daha arzulu bir sesle "ama ben üsüyorum ve bir türlü
isinamiyorum" der.
Adam "en iyisi biz seninle bu aksam evliymisik gibi davranalim, ne dersin?" diye
sorar.
Kadinin hosuna gider ve sevinçle "olur" der. Adam oldukça yükses tonda
bagirir:
"kalk ve su lanet battaniyeyi alip üzerini ört" der.
Slikon Madeni
Ogretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus.
Dersin bitiminde çocuklara sormus:
"Kim hangi madene sahip olmak ister cocuklar?"
Önce David cevap vermis: "Platin, ogretmenim. Onunla kendime bir Porsche
alirdim."
Ardindan Mike cevaplamis: "Altin, ogretmenim. Altinlarimla kendime sonmodel bir
Cadillac alirdim."
En son Küçük Joe yanitlamis: "Silikon, ogretmenim. Ablamda iki tane var, kapinin
önündeki arabalari hayal bile edemezsiniz!..."
Vehbi Efendi
Bir gün padisah Vehbi Efendi'yi yanina çagirir ve: "Bana öyle bir siir yaz ki bir
misrasini okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek
gelsin" der. Ve iste sonuç asagida:
* Azm-u hamam edelim, sürtüstürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
* Lal-u sarap içurem ve islatip geçirem, Parmagina yüzügü, hatem-i zer drahsan.
* Egil egil sokayim, iki tutam az midir? Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.
* Diz çökerek önüne ilik ilik akitam, Bir gümüs ibrik ile destine ab-i revan.
* Salinarak giderken arkandan ben sokayim, Ard etegin beline, olmasin çamur aman.
* Kulaklarindan tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasin yola revan.
* Öyle bir sokayim ki, kalmasin disarda hiç, Düsmanin bagrina, hançerimi nagehan.
* Eger arzu edersen, ben agzina vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
* Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altini, olsun kulun saduman.
* Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin, Esselamun aleyküm ve aleykümesselam.
Sümbülüzade Vehbi Efendi
İskoç'un Tarağı
Sokakta karşılaşan iki İskoçyalı, aralarında konuşuyorlardı:
- Üzgün görünüyorsun, Neyin var?
- Sorma? Canım çok sıkılıyor.
- Neden ?
- Tarağımın bir dişi kırıldı.
- Tarağın bir dişi kırıldı diye, insan bu kadar üzülür mü?
- Kırılan tarağın son dişiydi
Rolex
Avukat arabasını bürosunun önüne çekmişti inmek için kapıyı açtı tam o sırada
arkadan hızla gelen tır kapıyı aldı götürdü hemen kalabalık birikti ambulans
polis ...vs polis avukata sordu nasıl oldu avukat sinirli inecekken arkadan geldi
kapıyı aldı götürdü eyvah o kadar para vermiştim. Polis: peki beyfendi kolunuz
nasıl koptu Avukat bagırarak eyvah rolexim rolexim
Herkes, Hiç kimse, Herhangibirisi, birisi
Öykünün kahramanları 'Herkes! 'herhangi biri' birisi ve Hiç kimse adlı dört
kişidir Ortada HERKESTEN yapması istenilen bir iş vardı.HERKES bu işi kesimlikle
BİRİSİNİN yapacağına inanıyordu HERHANGİ BİRİNİN yapabileceği bu işi nedense
HİÇKİMSE üstüne almadı BİRİSSİ bu duruma çok üzüldü Çünkü yapılması
gereken iş HERKESİN işiydi Fakat bıişi HERKESİN yapamayacağını HİÇKİMSE
aklına getirmemişti HERKES ise konuya nasılolsa HEHANGİ BİRİ yapar gözüyle
bakıyordu sonunda HEKES,HERHANGİ BİRİNİN yapabileceği fakat HİÇ KİMSSENİN
yapamadağı bu işin suçunu BİRİSİnin omuzlarına yükledi
Enayi
Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman
burunları ile bir zile basmayı öğretti.Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine
şöyle diyordu:
enayiyi amma alıştırdık yahu ....her zile basışımızda peynir veriyor.
Uyuşturucu
İki genc uyusturucu icerken yakalanmislar ve cuma gunu mahkemeye cikarilmislar. Hakim -
Bakin cocuklar daha cok gencsiniz size 2. bir sans veriyorum. Hafta sonu elinizden
geldigince insanlari uyusturucudan vazgecirin pazartesi goruselim
Haftasonu gecmis..
Hakim - Eeee ne yaptiniz anlatin bakalim ..
1. genc - Ben 17 kisiye uyusturucuyu biraktirdim..
hakim - Cok guzel nasil yaptin?
1. genc - Iki daire cizdim.. ( O o ) seklinde ve 1. si uyusturucudan onceki beyniniz 2. si
ise uyusturudan sonraki beyniniz deyince inandilar..
Hakim - Guzel, inandirici..Serbestsin..ya sen?
2. genc - Ben 156 kisiye biraktirdim..
Hakim - Ho !?..Inanilmaz,nasil ?
2. Genc - Bende 2 daire cizdim.( o O ) seklinde.. 1. daire uyusturucudan onceki kiciniz 2.
si ise hapishaneden sonraki dedim..
Sadece Yağmur Yağdığında
Kadin kocasi isteyken sevgilisini eve cagiriyor, ikisi yatakta zevk dolusaatler gecirirken
birden kapi caliyor bi de bakiyolar KOCASI EVE ERKEN GELMIIIIIS!!!... Kadin panik icinde:
"Allahim bu nerden cikti simdi!!!Cabuk al topla kiyafetlerini, camdan atla
kaybol!!"
Adam pencereden asagi bir bakiyor: "Hayir atlayamam deli misin nasil yagmur yagiyor
gormuyor musun!!!"
Kadin deli gibi kosturuyor: "Kocam bizi burda yakalarsa ikimizi de öldürür atlamak
zorundasin hadi cabuk cabuk!!!!"
Boylece adam caresiz,kiyafetlerini kaptigi gibi camdan atliyor.. ayaga kalkip bir de
etrafa bakiyor ki bir maratonun tam ortasina dalmis....bozuntuya vermeden yariscilarla
kosmaya baslamis.....tabi cirilciplak ve pantolonu gomlegi elinde kosan bitek kendisi
oldugu icin dikkat cekiyor ...
Kosuculardan biri soruyor kendisine: "Siz hep ciplak mi kosarsiniz?"
"Ah evet evet...rüzgarin ciplak tenime degmesi kadar guzel bi duygu yok"
"Ama ciplak kosarken de hep kiyafetlerinizi elinizde mi tasirsiniz?"
"Yaaa öyle...kosu bitince arabama biner giyinir eve giderim diye"
"Gercekten cok ilginc....peki kosarken hep prezervatif de takar misiniz?"
"Aaa..seyy.. sadece yagmur yagdigi zaman..."
Tetikçi
Mafya babasi korumaya aldigi muesseselerden haraclari toplamak icin yeni bir tetikci
buldu. Sectigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikcinin polisin eline gecerse, fazla
bir sey anlatmasinin mumkun olamayacagini dusunuyordu boylece.
Baba, bir gun odemelerin geciktigini fark etti ve tetikciye adamlarini gonderdi. Adamlarin
sagir dilsizle anlasmalari mumkun olmadi tabii. Bunun uzerine "Baba" sagir
dilsizi odasina aldirtti. Bir de isaret alfabesi bilen tercuman buldular.
Tercuman isaretle sordu:
"Paranerde?..
" Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:
"Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi anlamiyorum
." Tercuman tercume etti.
"Neden bahsettiginizi anlamiyormus..
" Baba 38'ligini koltuk altindan cekip sagir dilsizin beynine dayadi.
"Simdi sor bakalim, para nerde?.."
Tercuman isaretle sordu: "Para nerde?
." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:
"Central Park'ta, Bati 78'inci Caddeye acilan kapidan girince soldan ucuncu agacin
kovugunda 100 bin dolar var."
Baba ofkeyle gurledi:
"Ne dedi?.."
Tercuman yanitladi:
"Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus. Ayrica diyor ki, o tetigi cekmeye de
g..unuz yemezmis!.."
Kanca
Sahil kasabasindaki meyhaneye giren tek bacagi, tek kolu ve tek gözü olmayan kara korsan
müsterilerin derhal dikkatini çekmis.
Tahta bacagini ileri dogru uzatip kanca kolunu yanindaki iskemleye dayadiktan sonra
içkisini yudumlayan korsana meyhanedekiler biraz hosbesten sonra merakla sormuslar:
- Bacagini nerede kaybettin?
- Preveze deniz savasinda...
- Ya kolunu?
- Düelloda...
- Peki ya gözüne ne oldu?
- Güvercin pisledi...
- Güvercin pislemesi gözü kör eder mi?
- Güvercin pisledigi gün koluma kancayi yeni taktirmistim
İskoç Yöntemi
İskoç gencin birisi, evlendigi günün ertesi Amerika'ya çalismaya gider. 2 sene sonra
vatanından eline bir telgraf gelir:
"Karın öldü stop. Acele gel stop."
İskoç atlar ilk uçağa ve memleketine döner. Hanımının başucuna gider ve başlar
yakarmaya. Kiraz dudaklarına doyamadım, elma göğüslerine doyamadım derken şehvete
gelir ve ölü hanımını becerir. İş buya hanımı birden canlanır
. Bir kaç gün daha memleketinde kalan iskoç tekrar Amerikaya döner.
Aradan bir iki yil daha geçtikten sonra, eline bir telgraf daha geçer:
"Amcanın oğlu öldü stop. Gelmene gerek yok stop. Bütün köy bir haftadır
uğraşıyoruz stop.
Doktor Çok Kızdı
Adam doktora gitmişti. Muayeneden sonra doktor : -Sana suppozituvar yazıyorum.
Akşamları uygularsın der. Adam eve geldikten sonra karısına sorar.
-Suppozituvar ne demek?
-Ben nerden bileyim aç telefonu doktora sor.
Adam doktora telefonda suppozituvarın nasıl kullanılacağını sorar.
Doktor yanıtlar.
-Rektal yoldan kullanacaksın.Ve telefonu kapatır. Adam karısına döner ve : -Rektal
yol ne demek?
-Ayol delimisin ben nereden bileyim doktora sorsana.
Adam bu sefer de rektal yoldan kullanmak nedir diye sorar.
Doktor yanıtlar.
-Anal yoldan uygulayacaksın. Adam yine anlamamıştır. Tekrar sorar :
-Anal yol nedir? Doktor tekrar yanıtlar.
-Kıçına sok kardeşim. Ve telefonu kapatır. Adamın yüzü buruştuğu için karısı
sorar.
-Doktor ne dedi?
-Valla adamın ne dediğini anlamadğm ama çok kızdı sanırım. İlacı kıçına sok
dedi.
Yöneten Erkekler
Yeryüzündeki herkes ölür ve Tanrı'nın huzuruna çıkarlar... Tanrı der ki:
"Erkekler 2 sıra olsun, bir sırada karılari tarafından yönetilen erkekler,
diğer sırada karılarını yöneten erkekler..
ayrıca bütün kadınları cennete aldım onlar meleklerle birlikte gidecekler
şimdi..."
Böylece kadınlar gittikten sonra Tanrı erkeklerin karşısına geçer...
Bir bakar ki karıları tarafindan yönetilen erkeklerin sırası 100 km.uzun...ama
karılarını yöneten erkeklerin sırasında sadece bir adam duruyor... Tanr diğer
sıradakilere çok kızar:
"Kendinizden utanın!! Sizi bu dünyada güç ve idarenin temsilcisi olarak yarattım
ve şuraya bak, hepiniz güçsüz karaktersiz 100 km.lik bir sürü olmuşsunuz... bakın
bir tek erkek kulum şu yan sırada tek başına gururla dikiliyor...Ondan ders alın!!!
Oğlum, sen anlat bunlara, sen ne yaptın da "karılarını yöneten erkekler"
sırasında bir tek sen oldun????"
Ve adam cevap verir:
"Bilmem... karım bana burda durmamı söyledi"
Siyanürlü Karpuz
Bir karpuz tarlası olan çiftçi, her aksam tarlasına çocuklariın dadandığını ve
birkaç karpuzun eksildiğini farketti. Epey düşündukten sonra, tarlaya bir uyari
levhasi koymaya karar verdi.
"Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi! "
Ertesi akşam karpuz yiyemeden kaçan cocukları keyifle izledi.
Bir hafta sonra, çiftci tarlasında geziyordu. Karpuzlarıniı kontrol ederek eksik
olmadığıı düşünürkenken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya
ilişti
"Şimdi o karpuzlardan iki tane var !"
Kravat istiyorum
Günün birinde bir adamın akşam patronla yemeği varmış. Adam takım giysisine çok
güzel ve görkemli bir kravat almak istiyormuş. Bir mağazaya gitmiş.Yanına bir kadın
yaklaşmış ve sormuş:
-Ne arzu etmitiniz efendim?
-Bir kravat alacaktım.
Kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır kravatlarimiz 2. kattadır.
Adam 2. kata çıkmış. Adam kadına bir kravat istiyorum demiş ve kadın sormus:
-Kravatınız renkli mi olsun yoksa siyah beyaz mı?
Adam: -Renkli olsun, demiş.
kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır lütfen bir kat yukarı çıkın, demiş.
Adam çıkmış. Kadına ben renkli bir kravat istiyorum demiş.
Kadın: -Kravatınız renkli ve üstünde çizgiler mi olsun yoksa renkli ve üstünde
çiçekler mi demiş?
Adam : -Çiçekler olsun,demiş.
Kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır lütfen bir kat yukarı çıkın,demiş.
Adam bi kat daha yukarı çıkmış.
Kadına: -Renkli ve desenleri çiçekli olan bir kravat istiyorum,demiş.
Kadın: -Kravatınızdaki çiçeklerin fonu koyu renk mi açık mı olsun ,demiş.
Adam: -Açık renk olsun,demiş.
Kadın: -Bizde müsteriyi memnun etmek esastır lütfen bi kat yukarı çıkın,demiş.
Adam renkliydi, açıkdı,koyuydu, çizgiliydi, fonu açıktı, maviydi, sarıydı derken
36. kata ulaşmış ve sinirli bir halde istediği kravatın özelliklerini saymış.
Kadın: -Alacağınız kravat bu giysinizin üstüne mi olacak yoksa başka bir giysinizin
üstüne mi, diye sormuş.
Adam: -Evdeki bir takımımın üstüne demiş.
Kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır,eğer vereceğimiz kravat takımınızın
üstüne olmazsa bu bizim disiplin kurallarımıza uymaz lütfen evdeki giysilerinizi
getirin, demiş.
Adam sinirli bir halde asansöre doğru yürümüş ve o anda asansörün içinden yarı
çıplak bir adam çikmış ve demiş ki:
-Bu popom bu da klozet kapağım lütfen verin artık şu tuvalet kağıdını!
Eleman Aranıyor
Bir şietin kapısında bir ilan asılmış şöyle yazıyor:
"Dakikada 70 kelime yazabilen, Bilgisayar bilen, Yabancı dili olan eleman
aranıyor"
Bir köpek ordan geçerken bu ilanı görüyor..bir süre bakiyor; bakıyor,derken
ağzıyla kağıdı yerinden söküp ofise giriyor, doğru müdürün odasina...Ve
müdürün karşısına geçip ağzında kağıtla ona öylece bakıyor... Adam bunu
görünce kahkahayi basiyor....
- "Hahahahahahaaa ama ben bir köpeği işe alamam ki??"
- Ama köpek ısrarla kağıdı adama uzatıyor...Ve müdür sonunda diyor ki
- "peki o zaman sana bi mektup vericem bunu yaz bakalım"
Köpek kağıdı alıyor,bilgisayarın başına geçiyor, gayet güzel tıkır tıkır
mektubu yazıp bitiriyor...Müdür şok oluyor,ama bozuntuya vermeden bu sefer diyor ki:
- "Bak şöyle şöyle bir uygulamaya ihtiyacımız var, buna bir program yaz
çalıştır bakalım.."
15 dakika sonra köpek bilgisayarda o problemi çözecek süper hızlı bir uygulama
yaziyor, adam inceliyor ve dumur oluyor....Artık söyleyeceği tek sey kalıyor:
-"Sen inanılmaz birşeysin!!! Ama yine de seni ise alamam...Ne yazik ki senin
herşeyin mükemmel ama yabancı dilin yok" Ve köpek cevabi yapistiriyor:
-"Miaaooooowwwwww"
Papağan
Kadının birinin canı sıkılır ve hayatında değişiklik olsun diye pet shoptan bir
hayvan almaya gider.Pet shopa gidince kedi,köpek ve bir papağanın fiyatını sorar.
Papağanın fiyatının cok ucuz olduğunu gören kadın sorar:
''bu papağan neden bu kadar ucuz'' .Pet shopun sahibi yanıtlar:
''bu papagan daha önce bir genelevde duruyordu, ağzı biraz bozuktur, alanlarda ondan
şikayetçi onun için fiyat ucuz.
''Kadın bu fiyatı kaçırmak istemez ve bir papağan ne kadar kötu konuşabilir ki
diyerek alır evine götürür. Eve gelince kadın papağanın örtüsünü kaldırır.
Yeni ortamı gören papağan
''ooo yeni mekan, yeni patron '' der.
Kadın bunlara gülüp geçer. Daha sonra evin iki kızı okuldan gelir. Papağan bunları
görerek
''ooo, yeni mekan yeni patron, yeni kızlar'' der..
Tabii kızlar saşkin. Anneleri olayı anlatınca kızlar da gülerler. Bu sırada evin
babası gelir. Papagan yine acar ağzıni:
''yeni mekan, yeni patron, yeni kızlar''
sonra evin babasına bakarak
''OOOO, Mehmet abi hos geldin yaaa!!!
Gözbebeği
İngiltere'nin saygin kız kolejlerinden birinde biyoloji öğretmeni öğrencilerden miss
perkins'a "söyle bakalım, insan vucudunda uyarıldığında normal
büyüklüğünün altı katına ulaşan organ hangisidir?" Öğrenci yüzü
kızararak bana bu soruyu sorduğunuzdan ailemin haberi olacak demiş. Öğretmen baska
bir ögrenciye dönmüs ve sen söyle miss sarah demiş. Sarah "los ışıkta
gözbebegi" yanıtını vermiş. Öğretmen aferin dedikten sonra miss perkins'a
dönmüs ve sana üç sey söyleyeceğim demiş. 1- dersine hiç çalışmamışsın
bundan ailenin haberi olacak 2-aklın fikrin sürekli kötü şeylerde. 3- ilerde çok
büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın...
Kanca
Sahil kasabasındaki meyhaneye giren tek bacağı, tek kolu ve tek gözü olmayan kara
korsan müşterilerin derhal dikkatini çekmiş.
Tahta bacağını ileri doğru uzatıp kanca kolunu yanındaki iskemleye dayadıktan sonra
içkisini yudumlayan korsana meyhanedekiler biraz hoşbeşten sonra merakla sormuslar:
- Bacağını nerede kaybettin?
- Preveze deniz savaşında...
- Ya kolunu?
- Düelloda...
- Peki ya gözüne ne oldu?
- Güvercin pisledi...
- Güvercin pislemesi gözü kör eder mi?
- Güvercin pislediği gün koluma kancayı yeni taktırmıştım
Başkasının Pantolonu
Öğretmen çocuğa sormuş,
'Oğlum elini pantalonun sağ cebine attın ve bir 10 milyon lira çıkarttın, sol
cebinden de 5 milyon lira çıktı. Senin şimdi neyin var?
Öğretmen çocuğun '15 milyon liram var' cevabını vermesini beklerken Çocuk cevap
vermiş
'Her halde üzerimde başka birinin pantalonu var!'
Gaipten Gelen Ses
Koyboy colorado colunde atıyla yorgun argın giderken birden bire nereden geldiği belli
olmayan bir sesle irkilir.
- '' DUUR''
şasıran kovboy etrafına baksada kimseyi göremez. gaipten gelen bir sesdir bu. az sonra
tekrar aynı ses,
- '' ATINDAN İN VE KUREĞİNİ AL'' der.
şaşıran kovboy korku içinde emre itaat edip atından ıner ve kureğını atının
arka tarafında çekıp alır. bu arada etrafına bakmayı ıhmalde etmez ama koca colde
kimseler yoktur. az sonra o uğultu şeklindeki gürleyen ses tekrar duyulur.
-'' SOLA DOĞRU YİRMİ ADIM AT''
kovboy aynen denileni yapar. yapar ama korkudan ne yapacağını bılememektedırde.
Adımları sayar ve durur. birazdan, o ses... -'' ORAYI KAZ HEMEN''der
kovboy kazmaya basşar. Az sonra kureğıne bir şey takılır. biraz daha kazar ve bir
sandık görür...
-'' SANDIĞI ÇIKART ORADAN''
denileni yapar hemen
-'' AÇ ONU'' diye gürler o ses yine kovboy sandığın kilidini kırar ve içini açar.
oda ne içi, çil çil altın dolu. ne yapacağını şaşıran kovboy etrafına bakar
bakar ama kimseyi göremez. şaşkınlığını üzerinden atamadan o ses yine gürler,
-'' HEMEN ATINA BİN VE DOĞRU LAS VEGASA GİT'' der.
bir robot gibi emre itaat eder ve hemen sandığı atının arkasına bağlar ve
şaşkınlık içinde atını Las Vegas'a sürer. Las Vegas'a geldiğinde o ses ...
-'' DUUUR VE SAĞDAKİ KUMARHANEYE GİR'' der
kovboy denileni yapar içeri girer . ve yine o ses
-'' RULET MASASINA GİT VE BÜTÜN ALTINLARI SİYAH 5'E OYNA'' der.
kovboy, parlayan gözlerle denileni yapar. masaya yaklaşır ve sandığı herkesin
şaşkın bakışları arasında siyah 5'e koyar. rulet dönmeye başlar kovboy kendinden
emin olmakla beraber birazda heycanlıdır. top döner, döner,döner ve oda ne?
KIRMIZI 12 . Evet top kırmızı 12' de durur. sessizlik olur kovboy şaşkın
etrafına,sağa sola bakarken gürleyen ses....
-'' HASS..R BE'' der.....
Kırık Anten
Kaynana geline devamli söylenirmiş babanın evinden ne getirdin diye.
Gelin sonunda dayanamamış "daha ne getireyim"
gögüslerini göstermiş "kristal avize" demiş,
göbeğini göstermiş "6 metrekare bünyan halı" demiş
ekmek teknesini gösterip "renkli televizyon" demiş
sonra kaynanaya sormus :
"Oğlun ne getirdi, kırık bi anten, o da oynamazsan göstermez
Mars'ta Hayat Yok
Temel, marsa gidecek ilk astronottur. 10 milyar dolarlik muhtesem bir uzay gemisi ile
giden Temel'den dönüse dek haber alınamayacaktır.
10 yıl sonra geri döndügünde flaslar patlar herkes merakla etrafını sarar:
"Marsta hayat var mı???"
Temel omuzlarını silker: "Yok ..."
Bilim adamları, basın ve tüm dünya hayal kırıklığı içindedir. Temel'i uçağa
bindirip Trabzona uğurlarlar.
Aksam evinde ailesi ile kendi dönüsünü seyreden Temel'in oglu sorar:
"Baba hakkaten hayat yok muydu acaba?"
Temel yine omuzlarını silker: "Haçan saat 11 dedin miydu butün tükkanlar
kapanii! Sen puna hayat mi diisin?"
Hakan Şükür
Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar :
Bir gün Fatih Terim Rıdvan Dilmen'i Florya tesislerine cağırır ve :
-Benim oyuncularım seninkilerden akıllı, der. Bunun uzerine Rıdvan :
-Göster hadi, der.
Fatih :
-Hakan gel oğum, der. Hakan :
-Buyur hocam, der.
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir?
-Tabiki benimdir hocam, der.
-Afferim doğru söylüyormuşsun, der Rıdvan. Fenerbahçe tesislerinde : -Boliç gel
evladım.
-Buyur hocam.
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir?
-Valla bilmem kimdir hocam?
-Bak birde bana soruyor git iki kat antreman yap!!!
Boliç düşünür :
-Ulan hocayı kızdırdık bari Rüştü'den öğreniyim.
-Rüştü.
-Ne var.
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir?
-Tabiki benim.
-Sağol.
Boliç koşarak Rıdvan'ın yanına gelir.
-Hocam hocam cevabı buldum.
-Nedir?
-Tabii ki Rüştü'dür hocam.
-Salak herif cevap Rüştü olur mu?
-E peki o zaman nedir?
-Tabiki Hakan Şükür'dür.
Gece Kursu
Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar :
-Gütenberg kim. Biliyormusunuz?
-Hayır, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Gütenberg'in basım makinasını
bulan kişi olduğunu bilecektiniz.... Ya Panmentier'i?
-Hayır, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Panmentier'in patatesi bulan kişi
olduğunu bilecektiniz.Eğer gece kurslarına gitmezseniz yaşam boyunca....
İşte ozaman, aralarında lehimci olanı öfkelenip patlar :
-Oldu, anlaştık! Gütenberg'i, Panmentier'i bilmiyoruz. Sen Totoche kim biliyormusun?
-Hayır!
-Peki öyle ise öğren! Totoche, sen gece kurslarına giderken karınla yatan adam!
Güle Güle
Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa'nın resmi önünde dua ediyor.
-Tanrımın anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver.Güle güle anneanne...
Bir anlam verememiº bu duaya...Ancak ertesi gün acı haber gelmiş.Anneanne sizlere
ömür...
Ertesi hafta adam bakmış çocuk yine duada :
-Tanrım anneme babama uzun ömür ver. Gülegüle büyük baba...
Ertesi gün büyük baba mefta...
Bir hafta sonra adam bakmış küçük çocuk yine duada :
-Tanrım anneme uzun ömür ver. Güle güle baba...
Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmip yatmış.Tetkikler, tahliller, kalp elektrosu,
röntgen çekimleri...Sapasağlam.
Bakmış karısı iki gözü iki çeşme ağlıyor. -Ne oldu hanım.
-Bizim postacı, demiş hanım. Ne iyi adamdı. Bugün haber aldım. Ölmüº!!!!
Trafik Cezası
İki polis otobanda arabayla yavaş yavaş giderlerken bir amcanın eşeğiyle
otobanının kenarından giderken görürler ve biraz dalga geçmek için arabayı
durdururlar.
Amcacığm senin bu yaptığın yasalara aykırı. Otobana eşekle girilmez. Bu yüzden
ceza yazmamız gerekiyor. Cezayı sana mı yazalım yoksa eşeğe mi? Amca düşünmüş
ve bana yazın demiş.
Polisler bir daha sormuş ama yine aynı cevabı almışlar. Polisler cezanın neden
kendisine yazılmasını istediğini sorunca yaşlı amca;
"Ben bu eşeği ilerde polis yapacağım. Sicilinin şimdiden bozuk olmasını
istemem." demiş
Boynuzlar
Bi adamla kadın evlilermiş fakat çocukları olmuyormuş 15 sene sonra kadın müjde
kocacım hamileyim demiş bizimki çok sevinmiş ee kolay diil 15 seneden sonra baba
olmak, fakat 8 ay sonra işyeri adamı yurtdışına göndermiş adam çok üzülmüş
doğumda karısının yanında olamayacağı için ama eli mahkum gitmiş 4 ay sonra
geldiğinde ne görsün çocuk zenci, karısına sorunca kadın soğukkanlılıkla cevap
vermiş.
Aslında çocuk normal doğdu fakat sonradan benim sütüm kesildiği için zenci bir süt
annesi buldum onun sütünü içe içe böyle karardı demiş.
Adamda ben en iyisi anneme sorayım o herşeyi bilir demiş annesine anlatmış. Anneside:
evet oğlum doğrudur sende normal doğdun fakat sütün kesildiği için seni inek
sütüyle besledim şimdide boynuzların çıkıyor!
Reha Muhtar'ın konuğu
Reha Muhtar türkiyenin en yaşlı adamını stüdyosunda anahaber bültenine çağırır.
Reha- Efendim bize başınızdan geçen güzel bir anınızı anlatırmısınız.
Adam- Bir gün köyde komşumuzun eşeği kayboldu. köyün gençleri olarak onu aramaya
gittik. Geri dönerken akşam olmuştu. Eşek gözümüze güzel göründü...
(Reha Muhtar hemen keser)
Reha- öhö öhö burda olmaz efendim. Siz en iyisi bize başka bir anınızı anlatın.
Adam- Bir gün muhtarın kızı kayboldu. köyün gençleri olarak onu aramaya gittik.
Geri dönerken akşam olmuştu. Kız gözümüze güzel göründü...
(Reha Muhtar hemen keser)
Reha- öhö öhö ayıp oluyor efendim. siz en iyisi güzel anılarınızı boşverin
başınızdan geçen kötü bir olayı anlatın bize.
Adam-BİR GÜN BEN KAYBOLDUM!
Temel'in Ataları
Temel bilim admıdır ve bir arkeoloijk uluslararası toplantıya katılır. jopon bilim
adamı kürsüye çıvar ve:
-Biz yaptığımız kazılarda 50 m ye kadarindik ve telefon tellerine rastladık demekki
bizim atalarımız telefon kullanıyorlarmış temel:
-Bizde yaptığımız çalışmalarda 100 m ye kadar indik ve hiç bir şey bulamadık
demekki bizim atalarımız da telsiz tefon kullanıyorlarmış.
Eşşek Kaybolunca
Nasreddin Hoca'nın eşeği kaybolunca arkadaşları üzülmüş ve eşeği aramaya
koyulmuştu. Hoca ise bunların arasında:
"Allaha şükürler olsun", diye dolaşıyordu.
Arkadaşları dayanamadı:
"Hoca efendi biz üzülüyoruz ve eşeğini arıyoruz, sen ise şükürler olsun diye
adeta seviniyorsun, bu ne haldir." deyince:
Hoca: "Ben eşeğin kaybolmasını değil, eşeğin üzerinde ben olmadığıma
şükrediyor seviniyorum, yoksa dört gündür ben de yitik olacaktım.
Ramazan
Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:
"Keşke Ramazan senede iki gelse..." der.
Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi ise hemen şu cevabı verir:
"Madem bu kadar seversiniz, Ramazan gider gitmez neden Bayram edersiniz..."
Biletimi Yırtıyor
Sinemaya girip, filmi seyretmek istiyodu. Gişeden biletini aldı. Birkaç dakika sonra
gelip bir tane daha aldı. Sonra bir bilet daha, bir daha... Gişedeki görevli
dayanamadı; "Karaborsa yapıyorsun galiba. Bu kaçıncı bilet alışın?"
Deli; "İçeride bir deli var." dedi.
"Tam kapıdan girince biletimi yırtıyor. Bende gelip yenisini almak zorunda
kalıyorum!"
Dilinizi Çıkarın
Doktor şikayetirıi dinledikten sonra kıza dönmüş: "Soyunun!" demiş.
"Fakat doktor..." demiş kız, "Hasta olan ben değilim, annem..."
"Doktor anneye dönmüş: "Dilinizi çıkarın bakayım
hanımefendi..."".
İnanır mısınız?
Bir kadının yatak odasındaki gardrop bozuktur.
Evin yanında bulunan istasyondan her tren geçişinde, gardrobun kapağı açılmaktadır
"Bunun için bir gün bir marangoz çağırır. Marangozu yatak odasına götürür
ve dolabı gösterir. O anda bir tren geçer ve gardrobun kapağı kendiliğinden
açılır.
Wilson Çivileri
Adamın birinin bir çivi fabrikası vardır ve
reklam yaptırmak istiyordur. Pazarlamacı bir arkadaşı ile konuşurken arkadaşı
"Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini söyler. "Bana bir
hafta ver." der arkadaşı. "Sana bir kasetle döneceğim." Bir hafta sonra
pazarlama uzmanı Wilson'u görme ye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalıştırır.
"
Romalı bir asker, İsa'yı çarmıha çivilemekle meşgul, yüzünü kameraya çevirir ve
"Wilson Çivileri kullanın, onlar her şeyi taşırlar!" der. Wilson çılgına
döner ve bağırır; "Senin problemin ne? Bunu asla TV'de göstermezler, sana ikinci
bir şans veriyorum, ama kesinlikle Romalılar'ın İsa'yı çarmıha germesi gibi şeyler
istemiyorum."
"İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir. Yine kaseti videoya
koyar ve çalıştırır. Bu sefer kamera, Roma'nın dışından merkeze doğru
yakınlaşır ve çarmıha gerili İsa'nın önünde durur. Romalı bir asker yukarı
bakar ve "Wilson Çivileri... Her şeyi taşır!" der.
"Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen, beni anlamıyorsun, çarmıhta bir İsa
istemiyorum. Sana son şans veriyorum ve bir hafta içinde yayınlanabilecek bir reklamla
gelmeni istiyorum." der. Bir hafta daha geçer. "
"Wilson sabırsızca beklemektedir. Pazarlama uzmanı yeni kasetiyle gelir. Saçları
uzamış, çıplak bir adam nefes nefese koşmaktadır. Bir düzine Romalı asker de
peşinden kovalamaktadır. Tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameraya döner:
"Keşke Wilson Çivileri kullansaydık!"
Papaz
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?" Zangoç'ta derin bir
sessizlik... İyice köpürmüş Papaz: "Sana soruyorum be adam! Duymuyor
musun?" "Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!" Olacak şey mi!
İki adım öteden beni duymuyorsun..."
Zangoç bıyık altından gülmüş;
"İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler. Bu kez
Zangoç seslenmiş: "Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?"
Papaz kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."
Melez
Bir gün bir tavşan ormanda neşeyle yürüyormuş.
Derken karşısına tanımadığı bir hayvan çıkmış. "Nesin sen?" diye
sormuş tavşan. .
"Ben katırım. Annem eşşek, babam ise bir attır." demiş. Tavşan
"Hmm... hayli enteresan." diyerek yoluna devam etmiş. .
Derken yine tanımadığı bir hayvana rastlamış. .
"Peki sen nesin?" .
"Ben bir kurt köpeğiyim. Annem köpek, babam ise kurttur." Tavşan yine
"Enteresan..." diyerek ilerlemiş. .
Ancak bu sefer karşısına ne idüğü belirsiz bir hayvan daha çıkmış. .
"Sen de kimsin?" "Ben bir devekuşuyum." "Hassittir len..."
Limon Kalmadı
Karadetnizlinin biri bara girmiş. "Barmen bey, Limonsuz bir tekila lütfen"
demiş.
Barmen: "Beyefendi, limonumuz kalmadı, kusura bakmayın. Portakalsız versek olur
mu?"
Program
Başbakan Temel gazetecilere açıklıyor;
-Programımızı tamamlamak için dört yıl daha istiyoruz!
-Programınız nedir?
-Dört yıl daha görevde kalmak!
Savunma
Bir çift, göl kıyısına tatile gider...
Gölün bazı bölgelerinde balık avlamak yasaktır. Koca, yasak olmayan bölümlerde
avlanarak, kadın da kitap okuyarak günlerini geçirmektedirler.
Bir gün adam balık avlamaktan gelir ve öğleden sonra kestirmek üzere odasına
çekilir. Kadının canı sıkılır ve botla gölde bir gezinti yapmaya karar verir. Bu
gezinti umduğu gibi gitmez ve botun hakimiyetini yitirir.
Bot, göl üzerinde serbestçe dolaşmaya başlar. Kadın da yapacak bir şey olmadığı
icin çıkarıp kitabını okumaya başlar.
Derken devriyeye çıkmış olan deniz polisi kadını görür ve yanına yanaşır.
"Hanımefendi burada ne yapıyorsunuz?"
"Görmüyor musunuz, kitap okuyorum!"
"Ama bu bölgede balık avlamak yasaktır!"
"Zaten ben de balık avlamıyorum!"
"Ama gerekli bütün ekipmana sahipsiniz, sanırım sizi karakola götürüp ceza
kesmem gerekiyor!"
"Eğer böyle bir şey yaparsanız, ben de sizin bana tecavüz ettiğinizi
söylerim!"
"Size dokunmadım bile!.."
"Ama gerekli tüm ekipmana sahipsiniz, değil mi?"
Relativite
Bir adam, tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş;
"Tanrım, bir milyon yıl senin için ne kadar bir süredir?"
Tanrı şöyle cevaplamış;
"Bir milyon yıl, benim için 1 dakika kadardır." Adam sormaya devam etmiş;
"Peki tanrım, bir milyon dolar senin için ne kadardır?" Tanrı cevaplamış;
"Bir milyon dolar benim için bir pennydir"
Adam dayanamamış; "Tanrım bana bir penny verir misin? " demiş.
Tanrıdan şöyle bir cevap gelmiş;
"Bir dakika. "
Kulaklar
Bir hanımefendi, yıllık kontrol için doktora gitmiş. "Doktor..." demiş.
"Ben son derece sağlıklı bir kadınım. Bir tek kusurum var. Gaz kaçırıyorum.
Durmadan gaz kaçırıyorum. Evde, işte, otobüste, asansörde, süper markette. Durmadan
kaçırıyorum. Ama fazla da şikayetim yok. Kendime hiç sorun yapmıyorum bunu. Çünkü
benim kaçırdığım gazın ne kokusu var, ne de sesi çıkıyor."
Doktor, bir hap yazmış kadının reçetesine. "Bu haplardan günde üç tane al,
haftaya gel, gene beni gör." demiş.
Kadın, ertesi hafta hışımla girmiş doktorun muayenehanesine. "Doktor..."
demiş. "Hey doktor... Geçen.` hafta verdiğin haplardan sonra, kaçırdığım
gazlar leş gibi kokmaya başladı..."
Doktor, "Güzel..." demiş.
"Çok güzel... Sinüslerinizi tedavi ettik demek. Şimdi sıra geldi,
kulâklarınız üzerinde çalışmaya..."
İki Deli
Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce, iri gövdeli bir
çınarın arkasına saklandılar.
Bekçi, onların ayak seslerini işitmişti. Sordu; "Kim o?"
İçlerinden biri kedi gibi miyavladı.
Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki delilerin ayakları
altındaki yapraklar hışırdadı.
Bekçi geri dönüp yine seslendi: "Kim var orada?"
İkinci deli cevap verdi; " Bir kedi daha."